
Asya’ya 35 günlüğüne 2023 nisan, mayıs aylarında TRT için belgesel çekimine gittik. Benim için o kadar farklı ve güzel bir tecrübeydi ki anlatamam dersem yalan olur çünkü şimdi anlatacağım. Tayland, Kamboçya ve Vietnam’ı gezerek 4 tane belgesel çektik.
8 kişilik ekiple önce seyahatimize Tayland’a uçarak başladık. Tayland’a iner inmez nemi tüm vücudumda hissettim. Karşılaştığım garip manzara ise havalimanındaki robot süpürgeler olmuştu hem konuşup hem yerleri temizliyorlardı hoşuma gitmişti. Aslında ilk çekim durağımız Kamboçya idi ama biletler Tayland’a daha uygun olduğu için oraya uçmuştuk. 1 gün kalıp gece pazarını görüp Kamboçya’ya geçtik. Şaşırdığım başka bir konuda Asya’daki birçok ülkeyi birbirine benzetirken her birinin birbirinden bu kadar farklı olmasıydı.
Kamboçya Siem Reap’ta farelerin mayın bulmada kullanıldığı, eğitimler verildiği derneği çektik. Savaştan sonra kalan milyonlarca bomba var, bacağı, kolu kopuk insanlar, fakirlik, hastalık.. Ama buna rağmen çokta mutlular yüzlerindeki mutluluğu görseniz anlatamam paranın mutluluk getirmediği kanaatine varırdınız. İçimde kalan büyük acı Angkor Wat’ı görememek oldu ki yoğunluktan dolayı mümkün değildi, zaten hiç boş günümüzde yoktu.

Herkes fotoğraf çekmeye bayılıyor, çok rahat insanların fotoğraflarını çekebiliyorsunuz orada. Yediğiniz şeylere de çok dikkat etmeniz lazım ton balıklı pizza yediğim için zehirlenmiştim hiç unutmuyorum. Kamboçya’nın mutlu yüzleri aklımda kaldı..
Sonraki durak Vietnam benim favori ülkem oldu bu 3’ü arasında.

Vietnam maceramızda ilk Vietnam’ın başkenti Hanoi’ye uçtuk çok büyük ve kalabalık bir şehir ben buraya motosikletlerin şehri diyorum hep. Karşıdan karşıya geçemeyebilirsiniz kolay kolay, biraz cesaret edip yürüyeceksiniz(tabi dikkatli bir şekilde) motosikletler sizi görüp yol açarak ilerliyorlar trafikte biraz korkutucu ama heyecanlıda.
Asıl maceramız kuzeye olan yolculukta başladı. Tua Chua diye bir bölgeye tuttuğumuz araçla 11 saat civarında yolculuk yaptık ve geçtiğimiz yerlerin güzelliğini sözcüklerle anlatamam. Her yerde durup fotoğraf çekme isteğine karşı duramadık yol 14 saate çıktı 🙂 Oraya giden yataklı otobüslerde var onları da tercih edebilirsiniz.

Vardığımızda ilk home stay yaptık, yöresel yaşam sevenler için mükemmel. Evde ev sahibiyle birlikte kalıyorsunuz belki başka misafirler varsa onlarla da arada koyu görünmez perdelerle ayrılan yataklarda kalıyorsunuz. Tuvalet ve banyo ortak aşağıda terasta yemek yiyebilirsiniz, ev sahibi pişiriyor. Bizim ekip çok rahat edemediği için otele gitmek zorunda kaldık. Oteller de mükemmel değil tabi koca bölgede 1 saat uzaklıkta 1 tane otel var düzgün ve hiç İngilizce bilen yoktu. Kendilerinden farklı bir insanı ilk defa görmüşlerdi hatta. Hiç unutmuyorum teyze kendi dilinde bizi oralardan birileriyle baş göz etmeye çalışmıştı demiştim çöpçatanlık burada da meşhur herhalde. Dolarla hesap ödediğimde şaşırma bağırış çağırışlarını duymuştuk, hala hatırlayınca gülüyorum çok. Bu bölgede etnik insanlar yaşıyor Hmonglar, Black and White Thailer. Herkes etnik kıyafetlerle geziyor. Mükemmel bir görsel şölen.

Tua Chua Çin’e yakınlığı ile biliniyor Tua Chua’nın yukarısındaki bölgeye geçiş yasak hatta korunuyor oralar askerlerle çünkü uyuşturucu ticareti ile biliniyor. Kuzeyde Dien Bien’i ve Lao Chai’yi gezebilirsiniz buranın dışında hatta daha turistik bir yer isterseniz Lao Chai ünlü ulaşımı da kolay 4 saatte Hanoi’den gidebiliyorsunuz. Çekimi bitirip tekrardan yola koyulduk Hanoi’ye oradan da Ho Chi Minh’e uçacaktık. Kuzeyi ve güneyi çok farklı iklimlerde olan bu ülkenin yüz ölçümü yukarıdan aşağıya doğru çok geniş. O yüzden kuzeyde üşürken, yağmurluyken güneyde nemden ve sıcaktan terleyebilirsiniz. **2 iklim var asyada biri yağış sezonu diğeri kurak sezon diye geçiyor.
Hanoi’de ve Ho Chi Minh’te savaşın izlerini hala görebilirsiniz Amerika’ya karşı kuzeyin kazandığı savaştan sonra Hanoi başkent oluyor. Sosyalist bir ülke olduğunu da unutmamak gerekiyor hatta rehberimiz devlete girmek için 20.000 dolara yakın bir para ödediğini söylemişti, polis olmak istersen bu 40.000’miş. Garip ama güzel bir sistem çünkü herkes ekiyor biçiyor, üretiyor ve ürettiğini yiyor bu yüzden gelişiyor. Herkesin bir toprağı var çalışıyor, ekiyor, satıyor. Kuzeyinde ilgimi çeken de nasıl çalışkan olduklarıydı ve mutlu, geleneklerine bağlı, bozulmamış. Gerçekten kültürünü korumayı başarmış bir ülke, ülkesiyle gurur duyuyorlar. Ekonomik olarak da örnek mesela ingilizce öğretmek isterseniz saatliği 15-20 dolara yakın bir para kazanabilirsiniz rahatlıkla. Ve yabancıları seviyorlar orada çok rahat modellik yapabilirsiniz gidip biraz eliniz yüzünüz düzgünse.
Ho Chi Minh diğer adıyla Saigon bölgesinde sarımsak temizleyicilerinin hikayesini çekmiştik. En zor şartlarda yaşayan evlerine üzülerek söylüyorum köpek bağlasan durmaz denilen bir bölgeye gittik. Orada restoranı olan bir kadın ama görseniz her yerde fareler, hamam böcekleri geziyor tabi Kamboçya kadar kötü değildi ama yine de çok uygun değildi. Yani demem o ki yediğiniz yerlere çok ama çok dikkat edin midenizi bozmaya, zehirlemeye gerek yok.

Son durağımız Tayland idi. Bangkok’a geldiğimde şehrin büyüklüğü ve modernliği beni şaşırtmıştı ama ne yalan söyleyeyim kültürünü çok sevemedim. Şehir güzel, moderndi ama kültürel pek bir şey kalmamıştı. Hepsi batıya özeniyordu ve yabancılar üstün gibiydi ülkede. Direksiyonun İngiltere sağda olduğunu da söylemeden geçemicem.
Çektiğimiz belgesel Muay Thai ile alakalıydı. Muay Thai’ci bir aileyi bulduk. Öyle bir gelenekti ki çocukluktan yetişiyorlardı, neredeyse her gün antrenman yapıyorlar tüm akrabalar bu sporu yapıyor. Babanın evli çocuklu kızları dahi maçlara katılıyordu. Çok güzel bir sahneyle kapattık bu çekimi. Ne kadar özetlesem de daha fazla anlatmak isteğiyle doluyor içim. Ama özet iyidir, güzeldir 🙂

Sevgilerimle, umarım hissettiklerimi anlatabilmişimdir 🙂